Hırs Canavarı

Başlangıçta sizleri birkaç soruyu düşünmeye davet ediyorum: Nasıl bir yaşam istiyorsunuz? Hedefleriniz neler? Soruları şöyle de değiştirebilirim: Size göre hayat ne kadar değerli? Hayatta istediğiniz herhangi bir şeyi elde edebilmek için ne kadar ileriye gidersiniz?

Biliyorum, birçoğumuz iyi yerlere gelebilmek için gece gündüz çalışıyoruz. İnsanları alt edebilmek, onların önüne geçebilmek, birinci olabilmek için türlü planlar kuruyoruz. Okul hayatında, iş hayatında, özel hayatta, her şekilde, her daim mükemmel olabilmek için yapmadığımız şey kalmıyor. Kimi zaman hoş olmayan hareketlerde bulunuyor, kimi zaman sadece çıkarlarımıza hizmet ediyor diye ne yaptığımızı ya da neye katıldığımızı bile bilmeden, sonuçlarını düşünmeden hareket ediyor ve konuşuyoruz. Bazen daha da ileriye gidiyor hedeflerimize ulaşabilmek için türlü entrikalar çeviriyor, yalanlar söylüyor, iftiralar atıyoruz. Bizlerin olduğu mertebenin altında bulunan insanları aşağılıyor, onlara emirler yağdırıyoruz. Şu hallerimize bir bakın! Biz neye dönüştük böyle?

Her geçen gün raydan çıkarak daha da uzaklaşıyor, iyice sapıtıyoruz. Hırslarımızın ve çıkarlarımızın kölesiyiz. Gerçekten çok acınası…

Hala aynanın karşısına nasıl çıkabiliyoruz? Hiçbir sorun yokmuş gibi davranabiliyor, hiç kötü bir şey yapmamış gibi dışarda dolaşabiliyoruz. Nasıl da hayatta hiçbir zaman unutulmaması gereken, her an hatırlanması lazım olan şeyi unutabilmişiz böyle?

Her canlının yaşadığı belli başlı aşamalar vardır. Doğmak, büyümek, gelişmek ve ölmek. Her canlı illa ki, bunların birini yaşamaktadır; ölümü yaşamaktadır! Anne karnında oluşan çocuk bile doğmadan ölebilir, bir çiçek yeşermeden can verebilir, yaşlı bir insan hayatının bütün evrelerini tamamlayıp son nefesini verebilir. Ama hepsi ölür, ölür ve ölür. Yaşamın kanunu budur.

Ne kadar garip değil mi? Öleceğimizi bile bile bu kadar zahmete giriyoruz. Bu kadar can yakıyor, hırslarımızın kölesi oluyoruz. Oysa ki yaptığımız şeylerden sonra ne oldu?

Hayatımızda hep olmak istediğimiz, olmak için türlü çabalar sarf ettiğimiz mesleğe kavuşunca ne oldu? İnsanları etkilemeyi başardığımızda ne oldu?  Başka ülkelere savaş açıp onları sömürdüğümüzde ne oldu? Ölümsüzlüğü bulabildik mi? Sonunda durmaya karar verdik mi? Doyduk mu? Bu kadar saçmalık bizlere yetti mi?

HAYIR! Yetmiyor, yetmeyecek. Doymuyor, doymayacağız. Kendimizi düzgünce aynada göremeyecek, oluşan canavarın farkına varamayacağız. Hırs canavarını göremeyecek ve durduramayacağız.

Ah, gerçekten çok acınası. Herkesin aynı yere, aynı toprağın altına gideceğini bildiğimiz halde bunları yapmamız… Yakında bu dünyadan gideceğimizi bildiğimiz halde dört elle dünyaya sarılmamız…

Umarım bir gün içimizde büyümekte olan bu hırs canavarını fark eder ve ona bir “Dur!” diyebiliriz…

                                                                                                                                                  Aylin Arda