Kelimelerin İsyanı

     -Dikkat dikkat! Bugün ayın yüzünü gösterdiği vakitte, kuzey ışıklarının en parlak yerinde toplantı yapılacaktır. Herkesin işine ara verip toplantıya katılması önemle rica olunur.

     Anons dünyanın her yerinde yankılanmıştı. Duymayan kalmamıştı. Herkes heyecanla ve merakla toplantı saatini bekliyordu. Çünkü hepsinin söylemek istediği şeyler vardı.

     Gün bitmiş ve ay neşeli yüzünü göstermişti. Bütün kelimeler yerini almıştı. Büyük bir sessizlik vardı. O gün ki toplantı için Sade’yi başkan seçmişlerdi. Sade;

     -Hepiniz hoş geldiniz. Birçok kelimenin kafasının karışık olduğunu biliyoruz. Bu nedenle toplantı talep edenler oldu. Şimdi sırayla konuşabilirsiniz, dedi.

     İlk sözü Edebiyat aldı;

     -Biliyorsunuz, son zamanlarda ortaya çıkan bir grup var. Ben bu gruptan şikayetçi değilim. Sağ olsunlar benimle çok ilgililer. Dillerinden düşürmüyorlar. Edebiyat aşağı Edebiyat yukarı. Araştırıyorlar, okuyorlar, yazıyorlar, konuşuyorlar. Ben çok mutluyum ama aramızda bu gruptan şikayetçi olanlar da var.

     Edebiyat’ın bu sözleri üzerine Aşk;

     -Tabi şikayetçi olurum. Ben koskoca Aşk’ım. İlk insan yaratıldığından beri var olan kelimelerdenim. Nasıl olur da bana klişe derler. Ben olmasam hiçbir şeyin anlamı olmaz, diyerek tepki gösterdi.

     Hüzün;

     -Kesinlikle doğru söylüyorsun. Klişe deyip bizi yok sayamazlar. Edebiyat’ın en yakın arkadaşlarından biriyim. Beni ondan nasıl ayırırlar, dedi.

     Izdırap, Gözyaşı, Çile, Sevgi, Hasret ve daha birçok kelime aynı şekilde düşünüyordu. Toplantı hararetli bir hal almıştı. Herkes bir şeyler anlatmaya çalışıyordu. Sade araya girip herkesi susturdu;

     -Arkadaşlar sizi çok iyi anlıyorum ama ben daha farklı düşünüyorum. Onların amacı bizi yok etmek değil.

     Aşk, Sade’nin sözünü keserek;

     -Lütfen bizi anladığını söyleme. Seni alıp başköşeye oturtmuşlar. Sen bizi anlayamazsın, dedi.

     Bu sırada Pembe söz istedi ve konuşmaya başladı;

     -Hepinizin haklılık payı var. Sizin açınızdan bakınca olaylar karmaşık ve can sıkıcı gözüküyor. Yine de Sade doğru söylüyor. Bizi yok etmiyorlar. Aksine süsleyip püslemeye çalışıyorlar. Mesela ben. Pembe denince hep aynı şeyler akla geliyordu. Onlar benim farklı olabileceğime inandılar. Tutup kertenkelenin yanına yerleştirdiler. Ne kadar güzel değil mi? Pembe bir kertenkele.

     Pembe’nin söylediklerinden sonra büyük bir sessizlik oldu. Kelimeler derin düşüncelere dalmışlardı. Gerçekten de yok olmak yerine şekil değiştiriyor olabilirler miydi? Klişe sessizliği bozarak;

     -Aşk hatırlasana, Edip seni “yer çekimli karanfil” diye anlattığında nasıl mutlu olmuştun. Adını anmamıştı ama seni çok güzel anlatmıştı, dedi.

     Özgün sözü devraldı;

     -Hasret, Nazım da seni ne güzel anlatmıştı. Okudukça okuyasımız geliyordu. Seni hep dillere düşürmeden dile getirmişti.

     Şefkat dalgın bir sesle;

     -Zamanında Sait ve Sabahattin bizi hikayelerine nakış gibi işlemişlerdi. Bu grupta onların izinden gidiyor. Raptiyeyle tutturur gibi canımızı acıtmıyorlar, nakış işler gibi yazının içine serpiştiriyorlar, dedi.

     Ortam bir anda değişmişti. Herkes yeni grubun yazdığı şiirleri ve yazıları düşünmeye başlamıştı. Onların içinde kendilerini arıyorlardı. Gerçekten de hiçbiri yok olmamıştı. En güzel halleriyle şiirleri ve yazıları süslemeye devam ediyorlardı. Gurbet neşeli bir sesle;

     -Bizi seviyorlar ve herkesin sevmesi için ellerinden geleni yapıyorlar. Hatta beyin bile yakıyorlar, dedi.

     Vuslat, Gurbet’in neşesine ortak olup;

     -Bizim bile kafamız karıştı. Bizi yazıp yazmadıklarını anlayamadık. Bu grup gerçekten güzel işler başaracak, dedi.

     Aşk da diğer kelimeler gibi iyice rahatlamıştı;

     -Haklısınız galiba. Bizi en güzel şekilde kullanmaya çalışıyorlar. Daha anlamlı ve daha güzel oluyoruz, dedi.

     Sade ve Edebiyat ikilisi gülümseyerek;

     -Şişt, artık sessiz olalım. Atölye başlıyor. Bakalım bugün neler dinleyeceğiz, dediler.

     İmge;

     -Evet evet susalım. Bu hafta beni kimler kovaladı, kimler yakaladı merak ediyorum, dedi.

     Kelimeler kahkahalar atarak kuzey ışıklarının bir ucuna tutundular ve dersi dinlemeye başladılar.

     -Evet arkadaşlar, şunlara her zaman dikkat edeceğiz. Kullandığımız kelimeler klişe olmayacak, özgün olacağız. Elimizde defter, kalem imge kovalayacağız.

     -Arkadaşlardan şunu da rica edelim. Okumaya başlamadan önce yazının türünü söyleyip öyle başlasınlar. Biz de ona göre dinleyip yorumlamış oluruz.

HİLALVARİ