Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak

Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak, yönetmenliğini Ahmet Uluçay’ın gerçekleştirdiği 2004 yılı yapımı uzun metrajlı sinema filmidir.

Ahmet Uluçay’ın ilk sinema filmi olan Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak, “karpuz kabuğundan gemiye binersen çabuk inersin” mesajını adına konu alan, ünlü oyuncuların oynamadığı, yönetmeninin de rol aldığı özgün bir yapım. Uluçay’ın kendi yaşamından kesitler sunduğu film oldukça doğal ve şiirsel gerçekçi tarzda işlenmiş.

Öncelikle bu filmi sinema çevresinde değerli kılan ögelerin başında yönetmenin kısıtlı bütçe ile sanatsallığı ve gerçekliği maksimize ederek seyirciye sunması geliyor. Piyasa da binlerce düşük bütçeli film var fakat çok çok azı sanatsallık ve bir ekolü, felsefeyi bir araya getirip seyirciye sunuyor.

İnsana insan olduğunu hatırlatan, hayatta karşılaşılabilecek unsurların kişiyi her zaman iyiye ya da kötüye götürmeyeceğini gösterip mutlaklığı terk eden bir konu anlatımını benimseyen, köylerde yaşayan insanların da insan olduğu gerçeğini şehir insanına anımsatan her şey bir yana umudu ve inancı imkansızlıklara rağmen terk etmeyen insanların öyküsü…

Tabii ki oyunculuklar çok iyi değil fakat Ege şivesini gerçekten o yöreden seçtiği insanlara kullandırması bence bu açığı bir nebze olsun kapatıyor. Ancak Nihal karakterini oynayan Boncuk Yılmaz daha o günden büyük bir oyuncu olacağının sinyallerini vermiş.

Film çok yavaş başlıyor. Filmin başında bir sanat filmi izleyeceğinizi zannediyorsunuz fakat filmin sonunda şunu anlıyorsunuz: Film bir kasaba da geçiyor ve kasaba ne köy olabilmiş ne de şehir. İki zıtlığın arasında sıkışıp kalmış bir mekan. Yönetmen bu iki zıtlığı seyirciye zaman zaman artan, zaman zaman azalan aksiyoner yapıyla sunmuş ve bence çokta güzel olmuş.

Şunu da eklemeden edemeyeceğim: Ceviz sahnesi… Çocuğun cevizi çekinerek kıza vermek istemesi, kızın önce umursamıyor gibi görünüp sonradan cevizi yeme biçimi… Ahmet Uluçay kadın mizacını ve psikolojisini çok iyi yansıtmış. Kadınları anlama sanatı diye kitap yazılsa bu sahne kitabın önsözü olur sanırım.

Son olarak Nuri bilge ceylan taşrayı alıp filmlerine taşıdı ve yurt dışında muazzam başarı yakaladı. Ahmet uluçay da taşrayı çok iyi tanıyan ve farklı bir yönden anlatan bir yönetmendi. Güzel ödüller de aldı bu filmle ve önü açıktı. Maalesef ki ömrü kısa sürdü. hayatta olsaydı muhtemelen Nuri bilge, Zeki demirkubuz gibi yönetmenlerle birlikte anılan biri olacaktı ve Türk sinemasında farklı bir alan açacaktı. Bir film yaptıktan sonra aramızdan ayrıldı. Hayatını biraz araştırmanızı tavsiye ederim. Bu arada gözünden kaçıranlar için şunu ekleyeyim filmdeki deyyus berber Ahmet Uluçay’ın taa kendisi.